Serenad / Zülfü Livaneli
Aklımda kalanlar, siyah renkli iki karton kapaklı bir kitabın içinden
değilde, az önce yaşamlarından ayrıldığım bir çok insanın dudaklarından dökülmüştü sanki.. Bazen bir annenin, bazen aşık bir adamın, bazen hayatta oğluyla tek başına mücadele eden genç bir kadının, bazense aynı karında yatmış olmasına rağmen hayata bambaşka bir pencereden bakabilen bir abinin yürek odalarından az önce ayrılmış gibiydim..
Serenad'ı ilk yayınlandığı dönemde bir gazetenin kitap hakkında Sayın Livaneli ile yapmış olduğu bir roportaj sayesinde duymuştum. Kitabın konusu oldukça etkileyici gelmekle beraber, hikayenin kahramanının bir kadın olması ve bir erkek tarafından kitap sayfalarında canlandırılması daha da ilginç gelmişti. Bu bilginin ardından hemen alma fırsatı bulamadığım kitabı ancak bu roportajı okumamdan bir ay sonra alabildim. Kitabın üzerinde kırkıncı baskı yazıyordu. Henüz otuz gün geçtiğini düşündüğüm bir zaman sonra kırkıncı baskı ibaresini görmenin beni şaşırttığını itiraf etmek zorundayım. Hatta bir arkadaşımla acaba her baskıda onar kitap mı basılıyor diye bile düşündük bu konu üzerinde konuşurken..
Kitap Doğan Kitap'tan yayına
çıkmıştı. Hikaye 2001 yılında İstanbul Üniversitesinde görev
yapan bir halkla ilişkiler görevlisinin Amerika'dan gelen bir
Alman profesörü karşılaması ile
başlıyordu. Başlangıçta hikayenin kahramanı Maya Duran'ın genel
hayatına ve düşünce dünyasına giriş yapıyor, arkasından hızla
Nazi Almanyası ve o dönemde çekilen acılara, aynı dönemde
Türkiye'ye sığınan Alman-Yahudi Profesörler ile birlikte İstanbul
Üniversitesi'nin ve Türk Akademik hayatının tarihine, Kırım
Türklerinin yaşamlarındaki acı dolu günlere ve pek çok ailenin
geçmişindekine benzer tarihsel buluşmalara yelken açıyordunuz.
Zaman zaman ise bu tarihten tamamen sıyrılıp, evladınızla
aranızdaki ilişkiyi sorgulamaya başlarken bulabiliyordunuz
kendinizi tam da hayatın ortasında..
Bunun yanısıra Livaneli'nin hayata ve tarihe bakışını oldukça
etkili yansıttığı cümleleriyle, özellikle kitabın ortasından
sonuna kadar sürükleyici ve etkileyici, hatta zaman zaman
sırtınızı gerecek kadar stresli olan bir yolculuğa başlıyor ve
bir kadının hayatında gerçekleşen beklenmedik gelişmelerle
kendini yenilemesi ve hayat çizgisini nasıl değiştirdiğini zaman
zaman üzülerek, zaman zaman hayranlıkla takip etme şansı
buluyordunuz.
Başından da soylediğim gibi kitap boyunca bir yandan hikayenin akışına kapılırken, öte yandan bir erkeğin bakış açısından bir kadının yaşam karşı direnişini okurken, ister istemez kendi içimde de değerlendirmeler yaptım. İtiraf etmeliyim ki yok denecek kadar az bir bölümde farklı düşüneceğimi ya da davranacağımı hisettim. Bu anlamda da Livaneli'yi tebrik ettiğimi ayrıca belirtmek istiyorum bu yüzden.
Bana göre imkansız gibi görünse de, devletler yerine sadece insani duygularla yönetilen bir dünyanın daha az acımasız ve paylaşılabilir olabileceğini, uygulanan politikaların devletler düzeyinde başarılı ya da etkili görünsede, insani boyutta ne kadar büyük haksızlık ve acılara neden olabileceğinin hikayesini bulacaksınız bu kitapta.
"Serenad" okunmaya değer bir kitap gerçekten.. Okuma grubunun ilk konuğu olan bu kitaba dair mesajımı yine kitabın yazarına air bir söz ile bitirmek istiyorum izninizle..
"Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey..." Zülfü Livaneli..
Saygı ve Sevgilerimle
Aylin Kosovaeri Şahin
0 Yorumlar
Click here to sign up now.